Yalan tanıklık suçu nedeniyle aleyhine tanıklık yapılan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkumiyeti halinde, yalan tanığa verilecek ceza (TCK m. 272/6) ile bu mahkumiyetin infazına başlandıktan sonra yalan tanıklık yapanın cezasının artırılması (TCK m. 272/7) arasındaki farkın temelinde yatan ilke nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95469

Cevap: Bu iki fıkra arasındaki farkın temelinde yatan ilke, 'haksızlığın artan ağırlığı' ve 'zararın gerçekleşme derecesi'dir. TCK m. 272/6, yalan tanıklık eylemi ile mahkumiyet kararı arasındaki nedensellik bağını kurarak, ortaya çıkan ağır 'tehlike'yi (ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükmü) cezalandırır. Bu aşamada zarar, henüz hukuki bir karardan ibarettir. TCK m. 272/7 ise, bu tehlikenin somut bir 'zarara' dönüşmesini, yani masum bir kişinin fiilen cezaevine girerek hürriyetinden yoksun bırakılmasını daha ağır bir haksızlık olarak görür. Hükmün infazına başlanması, yalan tanıklığın yol açtığı zararın en ağır ve geri döndürülmesi en zor aşamaya ulaştığını gösterir. Kanun koyucu, zararın bu şekilde somutlaşmasını ve artmasını, cezanın daha da ağırlaştırılması için bir neden olarak kabul etmiştir. Bu, ceza hukukundaki 'neticesi sebebiyle ağırlaşan suç' mantığına benzer bir kademelendirme ilkesidir.