YCGK 2019/75 sayılı kararında, kaza sonrası sanığın 'aracını stop ettirmek suretiyle araca olan fren ve direksiyon hâkimiyetini kaybettiği' yönündeki bilirkişi görüşü, sanığın kusurunun niteliğini nasıl etkiler? Bu durum bir 'panik freni' mi yoksa bir 'özen eksikliği' olarak mı yorumlanmalıdır?
Cevap: Bu durum, sanığın özen eksikliğini ve yetersiz sürücülük becerisini gösteren bir olgu olarak yorumlanmalıdır. Tecrübeli bir sürücüden, ani bir tehlike anında soğukkanlılığını koruyarak, aracı stop ettirmeden etkili fren ve manevra yapması beklenir. Aracın stop etmesi, fren sistemlerinin (özellikle hidrolik destekli sistemlerin) etkinliğini azaltır ve direksiyonu ağırlaştırarak manevra kabiliyetini yok eder. Bilirkişi raporundaki bu tespit, sanığın tehlikeyi gördükten sonra doğru ve etkili bir savunma manevrası yapamadığını, aksine paniğe kapılarak veya yanlış bir hamleyle durumu daha da kötüleştirdiğini göstermektedir. Bu, bir 'panik freni' olarak adlandırılsa bile, ceza hukuku anlamında sorumluluğu ortadan kaldıran bir durum değildir. Aksine, sürücünün her türlü yol ve trafik durumuna hazırlıklı olması ve aracına tam hakim olması yönündeki genel özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösteren ek bir delil olarak, tali kusurunun varlığını destekler niteliktedir (www.zulkufarslan.av.tr_taksir-ile-bir-kisinin-olumune-neden-olma).