CMK m. 286/2-b'de öngörülen 'beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan' BAM kararlarının temyiz edilememesi kuralının, Anayasa'nın 36. maddesindeki 'adil yargılanma hakkı' ve 141. maddesindeki 'gerekçeli karar hakkı' ile ilişkisini, YCGK'nın 11.10.2023 tarihli kararı ışığında değerlendiriniz.
Cevap: YCGK'nın ilgili kararı, CMK m. 286/2-b'nin dar ve lafzi yorumunun, Anayasa'da güvence altına alınan bu temel hakları zedeleyebileceğine işaret etmektedir. Anayasa m. 36'daki adil yargılanma hakkı, 'mahkemeye erişim' ve 'kanun yollarına başvuru' haklarını da içerir. Bir sanığın mahkumiyetinin hukuki niteliğinin (suç vasfının) daha ağır bir suç olarak değiştirilmesi, onun gelecekteki hukuki statüsünü temelden etkiler. Bu temel değişikliğe karşı en üst yargı merciine (Yargıtay) başvuru yolunun, sırf ceza miktarı artmadı diye kapatılması, mahkemeye erişim hakkına orantısız bir kısıtlama getirir. Ayrıca, Yargıtay'ın suç vasfının doğru belirlenip belirlenmediğini denetlemesi, Anayasa m. 141'deki gerekçeli karar hakkının da bir uzantısıdır. Zira bir kararın en önemli gerekçesi, fiilin doğru hukuki nitelemesidir. Bu nitelemenin denetim dışı bırakılması, kararın en temel unsurunun denetlenememesi anlamına gelir. YCGK, bu anayasal hakları gözeterek, kuralın daha geniş ve hak eksenli yorumlanması gerektiği sonucuna varmıştır (sen.av.tr_suc-vasfinin-degismesi...).