Bir müteahhidin inşa ettiği binanın depremde yıkılması sonucu ölüm ve yaralanmalar meydana gelmiştir. Failin eyleminin 'olası kast' mı yoksa 'bilinçli taksir' mi olduğu değerlendirilirken hangi sübjektif unsurlar dikkate alınmalıdır? Bu iki kusur türü arasındaki temel ayrım noktası nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95445

Cevap: Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki temel ayrım noktası, failin neticeyi 'göze alması/kabullenmesi' ile 'istememesi ancak olabileceğine güvenmesi' arasındaki farktır. Değerlendirmede dikkate alınacak sübjektif unsurlar şunlardır: 1) Bilgi Düzeyi: Fail, yaptığı eylemin (örneğin eksik demir kullanma, kalitesiz beton dökme) bir depremde binanın yıkılmasına ve ölümlere yol açacağını ne derecede biliyor veya öngörüyordu? (Müteahhit, statik mühendisi gibi kişilerin bilgi düzeyi daha yüksek kabul edilir). 2) Neticeye Karşı Tavır: Bu riski bilmesine rağmen, 'olursa olsun, umurumda değil' şeklinde bir kayıtsızlık ve kabullenme içinde mi hareket etmiştir? Yoksa 'bir şey olmaz, bu kadar da kötü olmaz, şansıma güveniyorum' gibi bir düşünceyle, neticenin gerçekleşmeyeceğine dair bir umut veya güven mi beslemiştir? Eğer fail neticeyi kabullenmişse 'olası kast' (TCK m. 21/2), neticenin gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket etmişse 'bilinçli taksir' (TCK m. 22/3) söz konusu olur. Ayrım, failin iradesinin neticeye yönelik tutumunda yatar (sen.av.tr_ayni-veya-farkli-ruhsatli...).