Haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat davası açma hakkının (HMK m. 399), ihtiyati tedbir kararının verildiği asıl davanın kesinleşmesine bağlı olup olmadığı hususunu tartışınız. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/17647 E. sayılı kararı bu konuda ne gibi bir sonuca varmıştır?
Cevap: Haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat davası açma hakkı, kural olarak ihtiyati tedbirin haksızlığının ortaya çıkmasıyla doğar. Bu haksızlık, asıl davanın reddedilerek kesinleşmesiyle ortaya çıkabileceği gibi, tedbirin itiraz üzerine kaldırılması veya HMK m. 393'teki sürenin kaçırılması gibi nedenlerle kendiliğinden kalkmasıyla da ortaya çıkabilir. Dolayısıyla, tazminat davası açmak için her zaman asıl davanın kesinleşmesini beklemek zorunlu değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/6324 K. (metinde 2014/17647 E. olarak atıf yapılan karar) sayılı kararında, yerel mahkemenin 'ihtiyati tedbir kararı verilen dosyanın henüz kesinleşmemiş olması sebebiyle HMK 399. maddesinde belirtilen tazminat koşullarının oluşmadığı' yönündeki gerekçesi bozulmuştur. Yargıtay, tedbirin bir haftalık sürede uygulanmaması nedeniyle 'kendiliğinden kalktığını' ve bu andan itibaren haksız hale geldiğini, bu nedenle tazminat davası açılabileceğini belirtmiştir. Bu karar, tedbirin haksızlığının sadece davanın esastan reddiyle değil, usuli nedenlerle kalkmasıyla da sabit olabileceğini ve tazminat hakkını doğuracağını göstermektedir.