Bir ceza davasının sanığı hakkında müşteki sıfatıyla dinlenen bir kişi, daha önceki beyanından farklı bir beyanda bulunarak yalan söylediği iddia edilmiştir. Bu kişinin eylemi yalan tanıklık suçunu oluşturur mu? CMK m. 236'nın bu konudaki rolü nedir?
Cevap: Hayır, oluşturmaz. Yalan tanıklık suçu (TCK m. 272), sadece 'tanık' sıfatıyla dinlenen kişilerin gerçeğe aykırı beyanda bulunmasıyla oluşur. Bir davanın 'müştekisi' (şikayetçisi) veya 'mağduru', CMK anlamında tanık değildir. CMK m. 236, mağdur ile müştekinin dinlenmesini özel olarak düzenler ve onlara tanıklara ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirtir ancak bu, onlara 'yemin ettirilmesi' gibi bazı usuli konularla ilgilidir; onları suçun faili yapma açısından 'tanık' statüsüne sokmaz. Tanıklara, gerçeği söyleme yükümlülüğü (CMK m. 53 vd.) ve yalan beyanın sonuçları (TCK m. 272) hatırlatılırken, müştekinin böyle bir yükümlülüğü yoktur. Müştekinin yalan beyanı, şartları varsa 'iftira' (TCK m. 267) veya 'suç uydurma' (TCK m. 271) gibi başka suçları oluşturabilir, ancak yalan tanıklık suçunu oluşturmaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2020/16141 E. sayılı kararı da bu yöndedir (barandogan.av.tr_yalanci-sahitlik...).