YCGK 2016/96 K. sayılı kararında, sanığın eyleminin meşru savunma kapsamında olduğu kabul edilmekle birlikte, 'sınırın aşılması' tartışması yapılmıştır. Sınırın hangi yönde ve nasıl aşıldığı kabul edilmiş ve TCK m. 27/2'nin uygulanma şartları nasıl oluşmuştur?
Cevap: Kararda, sanığın eyleminin meşru savunma olduğu kabul edilmekle birlikte, orantılılık (ölçülülük) ilkesinin ihlal edildiği, yani sınırın aşıldığı belirtilmiştir. Sanığın, maktulün oğullarını yaraladığı gibi, maktulü de hayati olmayan bir bölgesinden yaralayarak saldırıyı bertaraf etmesi mümkün iken, yakın mesafeden göğsüne ateş ederek ölümüne neden olması, savunma ile saldırı arasındaki dengenin 'savunma lehine' bozulduğu anlamına gelmektedir. Bu, sınırın aşılmasıdır. Ancak TCK m. 27/2, bu sınır aşımının 'mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan' ileri gelmesi halinde faile ceza verilmeyeceğini düzenler. YCGK, üç oğluyla birlikte silahlı olarak gelen ve kendisini yaralayıp yerde yatan kardeşine ateş eden maktul karşısında sanığın içine düştüğü psikolojik durumu (heyecan, korku, telaş) mazur görülebilir nitelikte bulmuştur. Sanığın bu psikolojik hal içinde orantıyı kaçırdığı ve bu nedenle TCK m. 27/2'nin uygulanma şartlarının oluştuğu kabul edilmiştir (www.zulkufarslan.av.tr_mesru-savunmada-sinir).