Ceza Genel Kurulu'nun 2020/499 K. sayılı kararında tartışılan, sanık 'lehine' yalan tanıklık yapıldıktan sonra gerçeğe dönülmesi halinde TCK m. 274'teki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı konusundaki görüşü nedir? Bu görüşün Anayasa'nın eşitlik ilkesiyle bağlantısını kurunuz.
Cevap: YCGK, 2020/499 K. sayılı kararında, TCK m. 274'ün lafzında 'aleyhine tanıklık yapılan kişi' ibaresi geçse de, bu hükmün sadece aleyhe tanıklık durumlarıyla sınırlandırılmaması gerektiği yönünde bir içtihat geliştirmiştir. Karara göre, yalan tanıklık suçu ile korunan hukuki değer 'maddi gerçeğin ortaya çıkarılması'dır. Bu nedenle, sanık lehine yalan tanıklık yapan bir kişinin daha sonra gerçeği söylemesi de maddi gerçeğe ulaşılmasına hizmet eder. Sadece aleyhe tanıklık edip sonra gerçeğe dönen failin etkin pişmanlıktan yararlanıp, lehe tanıklık edip sonra gerçeğe dönen failin yararlanamaması, Anayasa'nın 10. maddesindeki kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Her iki durumda da fail, sonradan adaletin tecellisine katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle YCGK, TCK m. 274'ün, lehe yalan tanıklık durumlarında da kıyasen veya genişletici yorumla uygulanması gerektiğini kabul etmiştir (barandogan.av.tr_yalanci-sahitlik...).