Libya'ya silah ambargosunu denetleyen İrini Harekatı kapsamında bir Alman fırkateyni, açık denizde seyreden Türk bandralı Roselina-A gemisini, BM Güvenlik Konseyi'nin 2292 sayılı Kararı'nı gerekçe göstererek durdurup aramıştır. Bu müdahalenin uluslararası hukuk açısından hukuka uygunluğunu, 'bayrak devleti yetkisi', 'ziyaret hakkı' ve ilgili BMGK Kararının getirdiği özel şartlar açısından değerlendiriniz. Türkiye'nin BMDHS'ye taraf olmamasının bu analize etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95329

Cevap: Uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri, açık denizlerde seyreden bir geminin üzerinde münhasır yetkinin bayrak devletine ait olmasıdır ('bayrak yasası'). Bu ilke, Türkiye BMDHS'ye (Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi) taraf olmasa dahi, yerleşmiş bir teamül hukuku kuralı olduğu için Türkiye açısından da bağlayıcıdır. Ziyaret hakkı (BMDHS m. 110) gibi istisnalar (deniz haydutluğu, köle ticareti vb.) somut olayda geçerli değildir. Müdahalenin hukuki dayanağı olarak gösterilen BMGK'nin 2292 sayılı Kararı, Libya'ya yönelik silah ambargosunun denetlenmesine izin vermekle birlikte, metinde de belirtildiği gibi bu denetimin yapılmasını geminin 'bayrağını taşıdığı devletten izin alınmasına' bağlamıştır. Somut olayda, Alman fırkateyninin Türkiye Cumhuriyeti'nden izin almaksızın, hatta iddia edildiği üzere bildirime olumlu yanıt beklemeden gemiye çıkıp arama yapması, BMGK kararının bu açık şartını ihlal etmiştir. Dolayısıyla, müdahale hem genel uluslararası hukuk ilkelerine (bayrak devleti yetkisi) hem de dayanak gösterilen özel hukuki rejime (BMGK Kararı) aykırıdır. Alman Hükümeti'nin 'dört saat beklenildiği' savunması, BMGK kararında 'sessiz kalmanın izin sayılacağına' dair bir hüküm olmadığından hukuki dayanaktan yoksundur; zira izin açık ve olumlu olmalıdır (sen.av.tr_roseline-a-gemisine-mudahale).