Yalan tanıklık suçunun, bir hukuk davasında işlenmesi ile bir ceza davasında işlenmesi arasında, TCK m. 273'te düzenlenen şahsi cezasızlık veya indirim nedeninin uygulanması açısından ne gibi bir fark vardır?
TCK m. 273, kişinin kendisini veya yakınını (üstsoy, altsoy, eş, kardeş) ceza soruşturması veya kovuşturmasına uğratacak bir konuda yalan tanıklık yapması halinde, cezasızlık veya cezada indirim imkanı tanır. Ancak, TCK m. 273/2, bu hükmün 'özel hukuk uyuşmazlıkları kapsamında yapılan yalan tanıklık hallerinde uygulanmayacağını' açıkça belirtir. Bu nedenle, iki durum arasında temel bir fark vardır: - Ceza Davasında Yalan Tanıklık: Bir ceza davasında tanıklık yapan kişi, sanık olan kardeşini kurtarmak için yalan söylerse, TCK m. 273/1'deki indirim veya cezasızlıktan yararlanabilir. - Hukuk Davasında Yalan Tanıklık: Bir boşanma veya alacak davasında tanıklık yapan kişi, taraf olan kardeşini haklı çıkarmak için yalan söylerse, TCK m. 273/1'deki bu ayrıcalıktan yararlanamaz ve yalan tanıklık suçundan tam ceza alır. Bu ayrımın temel nedeni, ceza yargılamasındaki 'kendini ve yakınını suçlamama' anayasal güvencesinin, özel hukuk uyuşmazlıklarındaki maddi gerçeğe ulaşma hedefi kadar genişletilmemiş olmasıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr_..._yalanci-sahitlik-yapmanin-cezasi.html)