Depremde bir binanın yıkılması sonucu ölüm ve yaralanmalar meydana gelmesi durumunda, müteahhidin ceza sorumluluğu açısından, binanın 'ruhsatsız' olarak inşa edilmiş olmasının tek başına kusurluluğu ispata yeterli olup olmadığını, 'normatif değerlendirme' ilkesi çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95308

Binanın ruhsatsız olması, müteahhidin imar mevzuatını ihlal ettiğini gösteren çok önemli bir karinedir ve kusurluluğunu ispatlamada güçlü bir delildir. Ancak tek başına, ceza sorumluluğu için yeterli değildir. Ceza hukukunda sorumluluk için, failin kusurlu (hukuka aykırı) eylemi ile meydana gelen 'netice' arasında 'nedensellik (illiyet) bağı'nın kurulması gerekir. Yani, binanın yıkılmasının ve ölümlerin, 'ruhsatsızlık' durumundan değil, binanın yapımındaki somut 'teknik kusurlardan' (eksik demir, kalitesiz beton, hatalı proje vb.) kaynaklandığının bilirkişi raporlarıyla ispatlanması gerekir. Teorik olarak, ruhsatsız ama fen ve sanat kurallarına tamamen uygun, depreme dayanıklı bir bina inşa edilmiş olabilir. Bu durumda, müteahhit imar suçundan sorumlu olsa da, taksirle veya olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulamaz. Ancak pratikte, ruhsatsız bir yapının, gerekli denetimlerden geçmediği için, aynı zamanda teknik olarak da kusurlu olma ihtimali çok yüksektir. 'Normatif değerlendirme' ilkesi gereği hâkim, sadece ruhsatsızlık olgusuna değil, bu ruhsatsızlığın somut neticeye (yıkıma) neden olan teknik kusurlarla birleşip birleşmediğine bakarak bir karar verecektir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ayni-veya-farkli-ruhsatli-yapilarda-deprem-nedeniyle-gerceklesen-olumler-ile-yaralanmalarda-ictima)