Depremde yıkılan bir binanın müteahhidi hakkında açılan ceza davasında, aynı bölgede, aynı depremde yıkılan ve aynı müteahhit tarafından 'farklı ruhsat ve projelerle' inşa edilmiş birden fazla bina varsa, bu durum 'zincirleme suç' (TCK m. 43/1) hükümlerinin uygulanmasını gerektirir mi?
Hayır, gerektirmez. Zincirleme suç (TCK m. 43/1) hükümlerinin uygulanabilmesi için, 'bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi' veya 'aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi' gerekir. Deprem senaryosunda durum farklıdır: 1) Ayrı Fiil: Farklı ruhsat ve projelerle inşa edilen her bir bina, hukuken 'ayrı bir fiil' olarak kabul edilir. Tek bir fiil yoktur. 2) Suç İşleme Kararı: Müteahhidin kastı veya taksiri, her bir binanın yapım sürecindeki özensizliğe veya kural ihlaline yöneliktir. Burada 'bir suç işleme kararının icrası kapsamında' işlenen seri suçlar söz konusu değildir. Her bir kusurlu inşaat eylemi, kendi başına ayrı bir taksirli veya olası kastla işlenmiş suçu oluşturur. Dolayısıyla, bu durumda zincirleme suç hükümleri değil, 'gerçek içtima' kuralları uygulanır. Yani, her bir binanın yıkılmasından doğan sonuçlar için faile ayrı ayrı ceza verilir. Her bir binadaki ölümler/yaralanmalar ise kendi içinde TCK m. 85/2 veya m. 43/3'e göre ayrıca değerlendirilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ayni-veya-farkli-ruhsatli-yapilarda-deprem-nedeniyle-gerceklesen-olumler-ile-yaralanmalarda-ictima)