Bir depremde yıkılan binanın müteahhidinin 'olası kastla' mı yoksa 'bilinçli taksirle' mi hareket ettiğinin ayrımında kullanılabilecek temel kriter nedir? 'Olursa olsun' demek ile 'olmaz, olmaz' demek arasındaki farkı açıklayınız.
Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki temel ayrım kriteri, failin neticenin gerçekleşmesine karşı takındığı 'tavır' ve 'iradesi'dir. Her ikisinde de fail, neticenin gerçekleşebileceğini 'öngörür'. Ancak; 1) Olası Kast (TCK m. 21/2): Fail, neticenin meydana gelmesini kabullenir, umursamaz. 'Olursa olsun', 'bana ne' şeklinde bir kayıtsızlık içindedir. Neticenin gerçekleşmemesi için bir çabası yoktur, adeta neticeyi göze almıştır. Örneğin, projesinde 10 ton demir kullanması gerekirken maliyeti düşürmek için 3 ton demir kullanan ve 'bu bina depremde yıkılabilir, insanlar ölebilir, ama olursa olsun, ben karıma bakarım' diyen bir müteahhidin durumu olası kasta örnektir. 2) Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3): Fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, kendi kişisel yeteneklerine, tecrübesine veya şansına güvenerek neticenin 'gerçekleşmeyeceğine' inanır. 'Bir şey olmaz', 'bana bir şey olmaz', 'ben hallederim' şeklinde bir özgüven veya kayıtsızlık değil, neticenin olmayacağına dair bir 'güven' söz konusudur. Örneğin, 'normalde bu malzeme yetersiz ama benim ustalarım çok iyidir, bir şey olmaz' diyen müteahhidin durumu bilinçli taksire daha yakındır. Ayrım, failin neticeyi kabullenip kabullenmediği, göze alıp almadığı noktasında düğümlenir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ayni-veya-farkli-ruhsatli-yapilarda-deprem-nedeniyle-gerceklesen-olumler-ile-yaralanmalarda-ictima)