İhtiyati tedbir talep eden, ancak davasında haksız çıkan tarafın, karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğradığı zararı tazmin etme yükümlülüğü (HMK m. 399) ile bu zarara karşılık baştan teminat gösterme zorunluluğu (HMK m. 392) arasındaki hukuki ilişkiyi açıklayınız.
İki madde arasındaki ilişki, bir 'yükümlülük' ile o yükümlülüğün 'güvencesi' arasındaki ilişkidir. HMK m. 399, haksız çıkan tarafın, neden olduğu zararı tazmin etme 'yükümlülüğünü' düzenleyen maddi hukuk kuralıdır. Bu, haksız fiil sorumluluğunun özel bir görünümüdür. HMK m. 392 ise, bu potansiyel tazminat yükümlülüğünün fiilen yerine getirilebilmesini 'güvence altına alan' bir usul hukuku kuralıdır. Yani, HMK m. 392'deki teminat, HMK m. 399'da düzenlenen tazminat borcunun bir nevi 'teminat akçesi' veya 'depozitosu'dur. Eğer tedbir talep eden haksız çıkar ve bir zarar doğarsa, zarar gören taraf, alacağını bu teminattan öncelikli ve kolay bir şekilde karşılama imkanına sahip olur. Teminat olmasaydı, zarar gören, alacağını tahsil etmek için genel haciz yollarına başvurmak zorunda kalır ve bu süreçte borçlunun mal kaçırması riskiyle karşı karşıya kalabilirdi. Teminat, bu riski ortadan kaldıran bir güvencedir. (Kaynak: barandogan.av.tr_..._ihtiyati-tedbirde-teminat-gosterilmesi.html)