Yalan tanıklık suçunda, tanığın gerçeğe aykırı beyanının, yargılamanın sonucunu etkileyip etkilememesi (örneğin, tanığın yalanına rağmen sanığın beraat etmesi), suçun oluşumu açısından önemli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95285

Hayır, önemli değildir. Yalan tanıklık suçu, bir 'tehlike suçu'dur. Suçun oluşması için, yalan beyan nedeniyle adliyenin yanılması veya yanlış bir karar verilmesi gibi bir 'zarar neticesinin' doğması şart değildir. Yargılamayı yanıltma 'tehlikesinin' ortaya çıkması, suçun tamamlanması için yeterlidir. Tanığın, tanık dinlemeye yetkili makam önünde, bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu anda suç tamamlanmış olur. Hâkimin bu yalana inanmaması, diğer deliller sayesinde doğru kararı vermesi veya sanığın sonuçta beraat etmesi, yalan tanıklık suçunun oluşumunu etkilemez. Yargılama sonucunda ortaya çıkan durum (mahkumiyet, beraat vb.), sadece TCK m. 272'nin 4 ila 8. fıkralarındaki 'suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin' veya TCK m. 274'teki 'etkin pişmanlık' hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağını belirler, suçun temel şeklinin oluşumunu etkilemez. (Kaynak: barandogan.av.tr_..._yalanci-sahitlik-yapmanin-cezasi.html)