Bir mal paylaşımı davası devam ederken, davalının katılma alacağını karşılayamayacağı endişesiyle davacı, davalının bir taşınmazı üzerine ihtiyati haciz talep etmiştir. Mahkeme, bu talebi İİK m. 257 koşulları bulunmadığı gerekçesiyle reddedip, aynı taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir kararı vermiştir. İhtiyati haciz ile ihtiyati tedbir arasındaki bu farkı, amaçları ve koşulları açısından açıklayınız. (Yargıtay 23. HD, 2014/7865 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95284

İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir, her ikisi de geçici hukuki koruma tedbiri olmakla birlikte, amaçları ve koşulları farklıdır: 1) İhtiyati Haciz (İİK m. 257): Amacı, bir 'para alacağının' tahsilini güvence altına almaktır. Sadece para ve teminat alacakları için istenebilir. Koşulları İİK m. 257'de sayılmıştır: Alacağın rehinle temin edilmemiş olması ve vadesinin gelmiş olması (istisnalar hariç) gerekir. İhtiyati haciz, borçlunun haczedilebilen tüm malvarlığı üzerine konulabilir. 2) İhtiyati Tedbir (HMK m. 389 vd.): Amacı, 'uyuşmazlık konusu olan mal veya hakkın' statüsünü davanın sonuna kadar korumaktır. Para alacakları dışındaki her türlü (ayni hak, menfi tespit, boşanma vb.) davada istenebilir. Koşulu, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Yargıtay kararındaki olayda, katılma alacağı henüz kesinleşmiş bir para alacağı olmadığı için mahkeme ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını, ancak uyuşmazlığa konu olabilecek malvarlığı değerinin (taşınmazın) elden çıkarılmasını önlemek için ihtiyati tedbirin daha uygun bir koruma yöntemi olduğuna karar vermiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr_..._ihtiyati-tedbirde-teminat-gosterilmesi.html)