Avukatlık Kanunu Taslağı'nda yer alan, ceza yargılamasında 'kovuşturma aşamasında' bir avukat aracılığıyla temsilin zorunlu hale getirilmesi önerisinin, CMK'daki zorunlu müdafilik sistemi ile ilişkisini ve bu düzenlemenin getireceği potansiyel değişiklikleri açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95279

Mevcut CMK sisteminde zorunlu müdafilik, belirli şartlara bağlıdır (sanığın çocuk olması, alt sınırı 5 yıldan fazla ceza gerektiren suç olması vb. - CMK m. 150). Taslaktaki öneri ise, bu şartlara bakılmaksızın, 'kovuşturma aşamasına' (yani iddianamenin kabulünden hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç) giren 'tüm' ceza davalarında sanığın bir avukatla temsilini zorunlu hale getirmektedir. Bu, mevcut zorunlu müdafilik sisteminin kapsamını önemli ölçüde genişletir. Potansiyel değişiklikler şunlardır: 1) Basit suçlarda dahi (hakaret, basit yaralama vb.) sanığın mutlaka bir avukatı olmak zorunda kalacaktır. 2) Bu durum, savunma hakkının niceliksel olarak güçlenmesini sağlayabilir. 3) Ancak, baroların adli yardım ve CMK sistemleri üzerinde çok büyük bir iş yükü ve mali yük yaratacaktır. 4) Avukatlık ücretini karşılayamayan sanıklar için adli yardım bütçesinin devasa boyutlara ulaşması gerekecektir. Bu sistem, savunma hakkını mutlak bir güvenceye kavuşturmayı hedeflerken, uygulanabilirliği ve mali kaynakları açısından ciddi planlama gerektiren radikal bir değişikliktir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/avukatlik-kanunu-taslagi-degerlendirmesi)