Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı olarak yapılan tapu devrinin, mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığı (muvazaalı olduğu) iddiasıyla açılan davalarda ispat yükü kime aittir? Yargıtay 1. HD, 2016/469 K. sayılı kararında bu konuda hangi sonuca ulaşmıştır?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, ivazlı (karşılıklı) bir sözleşme olduğu için kural olarak tenkise tabi değildir. Bu sözleşmenin aslında mirasçıların saklı paylarını etkisiz kılmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını, yani gerçekte bir bağışlama iradesi taşıdığını iddia eden taraf, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/469 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'miras bırakanın yaptığı tasarrufun yani ölünceye kadar bakma akdinin saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacı ile yaptığını davacı tarafın TMK’nın 6. ve 6100 sayılı HMK’nın 190. maddesine göre ispat etmesi gerekir.' Dolayısıyla, ispat yükü, sözleşmenin muvazaalı olduğunu ve mal kaçırma kastıyla yapıldığını ileri süren davacı mirasçıya aittir. Davacı bu iddiasını ispatlayamazsa, sözleşme geçerli kabul edilir ve tapu iptali talebi reddedilir. (Kaynak: or.av.tr_..._olunceye-kadar-bakma-sozlesmesi-nedir/)