Yalan tanıklık suçunun mağduru olduğu bir davada, kişinin 'müşteki' sıfatıyla verdiği ifadenin gerçeğe aykırı olması yalan tanıklık suçunu oluşturur mu? Yargıtay 8. CD, 2023/471 K. sayılı kararının gerekçesini, CMK'daki 'tanık' ve 'müşteki' statüleri arasındaki farklar üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95258

Hayır, oluşturmaz. Yalan tanıklık suçu (TCK m. 272), sadece 'tanık' sıfatıyla dinlenen kişilerin gerçeğe aykırı beyanlarını cezalandırır. CMK'ya göre 'tanık', yargılama konusu olay hakkında bilgisi veya görgüsü olan ve bu konuda beyanda bulunan üçüncü bir kişidir. Tanıklar, kural olarak yemin ederek dinlenir ve doğruyu söylemekle yükümlüdür (CMK m. 53 vd.). 'Müşteki' (veya katılan) ise, suçun mağduru olup, davanın bir tarafıdır. Müştekiler tanık gibi dinlenseler de (CMK m. 236), onlara tanıklara ilişkin hükümler (yemin etme, yalan beyanda bulunma cezası tehdidi) tam olarak uygulanmaz ve yemin ettirilmezler. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2023/471 K. sayılı kararında da bu ayrıma dikkat çekilmiş; sanığın, mağduru olduğu bir davada 'müşteki' sıfatıyla dinlendiği, tanık olarak dinlenmediği ve yemin ettirilmediği için, verdiği beyan gerçeğe aykırı olsa bile yalan tanıklık suçunun unsurlarının oluşmadığına hükmedilmiştir. Müştekinin yalan beyanı, koşulları varsa 'iftira' (TCK m. 267) suçunu oluşturabilir, ancak yalan tanıklık suçunu oluşturmaz. (Kaynak: barandogan.av.tr_..._yalanci-sahitlik-yapmanin-cezasi.html)