İhtiyati tedbir kararının uygulanması için HMK m. 393'te öngörülen bir haftalık sürenin başlangıcı 'tefhim' ve 'tebliğ' olarak iki farklı şekilde belirtilmiştir. Bu iki kavram arasındaki farkı ve sürenin ne zaman işlemeye başlayacağını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95256

'Tefhim', kararın duruşmada hazır bulunan tarafa veya vekiline sözlü olarak bildirilmesi, yani yüzüne karşı okunmasıdır. 'Tebliğ' ise, kararın kanunda öngörülen usullere göre (posta, elektronik tebligat vb.) muhatabın adresine yazılı olarak bildirilmesidir. HMK m. 393'teki bir haftalık hak düşürücü süre, bu iki işlemden hangisi önce gerçekleşmişse o tarihten itibaren işlemeye başlar. Eğer ihtiyati tedbir kararı, talep eden tarafın veya vekilinin hazır bulunduğu bir duruşmada verilmişse, süre 'tefhim' tarihi olan duruşma gününden itibaren başlar. Eğer karar, tarafın yokluğunda dosya üzerinden verilmişse, süre kararın usulüne uygun olarak 'tebliğ' edildiği tarihten itibaren başlar. Bu ayrım, sürenin adil bir şekilde işlemeye başlamasını sağlamak içindir. (Kaynak: barandogan.av.tr_..._ihtiyati-tedbir-kararinin-uygulanmasi.html)