Depremde yıkılan bir binada birden fazla kişinin ölmesi veya yaralanması durumunda, müteahhidin ceza sorumluluğu 'olası kast' ve 'bilinçli taksir' kabullerine göre nasıl farklılaşır? TCK m. 43/3 ve m. 85/2 hükümlerinin bu ayrımdaki rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95243

Sorumluluk, kusurun türüne göre temelden farklılaşır: 1) Olası Kast (TCK m. 21/2): Müteahhidin, binanın yıkılacağını ve insanların ölebileceğini öngörmesine rağmen 'olursa olsun' diyerek hareket ettiği kabul edilirse, olası kastla işlenmiş birden fazla öldürme/yaralama suçu oluşur. Bu durumda TCK m. 43/2'deki fikri içtima kuralı, TCK m. 43/3'teki 'Ancak kasten öldürme, kasten yaralama... suçlarında bu fıkra hükmü uygulanmaz' istisnası nedeniyle uygulanmaz. Sonuç olarak, fail meydana gelen 'her bir ölüm veya yaralanma neticesi için ayrı ayrı' cezalandırılır. Bu, gerçek içtima uygulamasıdır. 2) Bilinçli Taksir (TCK m. 22/3): Müteahhidin neticeyi öngörmesine rağmen, kendi ustalığına veya şansa güvenerek bunun gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket ettiği kabul edilirse, bilinçli taksirle hareket etmiş olur. Bu durumda, tek bir taksirli fiille birden fazla kişinin ölümüne/yaralanmasına neden olunduğu için özel bir içtima kuralı olan TCK m. 85/2 (taksirle birden fazla kişinin ölümüne veya bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma) uygulanır. Faile, maddede belirtilen (2 yıldan 15 yıla kadar) ceza aralığından 'tek bir ceza' verilir ve bu ceza bilinçli taksir nedeniyle artırılır. Olası kastta netice sayısı kadar ceza varken, bilinçli taksirde tek bir ceza vardır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ayni-veya-farkli-ruhsatli-yapilarda-deprem-nedeniyle-gerceklesen-olumler-ile-yaralanmalarda-ictima)