Suç vasfının değişmesi nedeniyle temyiz hakkının kısıtlanması konusunda Yargıtay daireleri arasında farklı görüşler bulunduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin görüşü ile Yargıtay 2. ve 4. Ceza Daireleri ile Ceza Genel Kurulu'nun görüşü arasındaki temel fark nedir? Bu içtihat farklılığının adil yargılanma hakkı üzerindeki etkilerini tartışınız.
İçtihat farklılığı şöyledir: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, CMK m. 286/2-b'nin lafzına sıkı sıkıya bağlı kalarak, ceza miktarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarında, suç vasfının değişmesinin tek başına hükme 'temyiz edilebilirlik' niteliği kazandırmayacağını ve kararın kesin olduğunu savunmaktadır. Buna karşılık, Yargıtay 2. ve 4. Ceza Daireleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu, daha hak eksenli bir yorum benimseyerek; suç vasfının değişmesinin infaz rejimi, hak yoksunlukları gibi sanığın hukuki statüsünü esastan etkilediğini, bu nedenle sadece ceza miktarına bakmanın yetersiz olduğunu belirtmektedir. Bu görüşe göre, suç vasfının aleyhe değiştiği durumlarda, ceza miktarı artmasa bile sanığın AİHS ve Anayasa ile güvence altına alınan üst mahkemeye erişim hakkı kısıtlanamaz ve hüküm temyize tabidir. Bu içtihat farklılığı, adil yargılanma hakkı açısından ciddi bir sorundur. Zira benzer hukuki durumda olan sanıkların, dosyalarının hangi Yargıtay dairesine düştüğüne bağlı olarak temyiz hakkından yararlanıp yararlanamaması gibi farklı muamelelerle karşılaşmaları, 'kanun önünde eşitlik' ve 'hukuki belirlilik' ilkelerini zedeler. YCGK'nin son kararı, bu farklılığı hak eksenli yorum lehine birleştirme eğilimini göstermektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/suc-vasfinin-degismesi-sebebiyle-temyiz-hakkinin-kisitlanmasi)