Hakimlerin verdikleri kararlar nedeniyle tazminat sorumluluğu hangi kanuna ve hangi şartlara göre doğar? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/822 K. sayılı kararında tartışıldığı üzere, bir hakimin teminat almadan ihtiyati tedbir kararı vermesi, tek başına HMK m. 46'da sayılan sorumluluk hallerinden birini oluşturur mu?
Hakimlerin yargılama faaliyetleri nedeniyle sorumluluğu 6100 sayılı HMK'nın 46. maddesinde sınırlı olarak sayılan (numerus clausus) sebeplere dayanır ve dava Devlet aleyhine açılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/822 K. sayılı kararında da atıf yapıldığı üzere, bir hakimin teminat almadan ihtiyati tedbir kararı vermesi, tek başına HMK m. 46'da sayılan sorumluluk hallerini (örneğin kanuna açıkça aykırı karar verme, farklı anlamlara gelemeyecek bir hükmü yanlış uygulama) oluşturmaz. Zira HMK m. 392, hakime belirli durumlarda (talebin kesin delile dayanması, durum ve koşulların gerektirmesi vb.) gerekçesini belirtmek suretiyle teminatsız tedbir kararı verme konusunda geniş bir takdir yetkisi tanımıştır. Hakimin bu takdir yetkisini kullanması, HMK m. 46 anlamında açık bir kanuna aykırılık olarak nitelendirilemez. Hakimin sorumluluğunun doğabilmesi için, bu takdir yetkisini kullanırken açıkça hukuka aykırı, keyfi veya taraflı davrandığının ispatlanması gerekir. (Kaynak: barandogan.av.tr_..._ihtiyati-tedbirde-teminat-gosterilmesi.html)