Terk suçunun (TCK m. 97) oluşabilmesi için failin, mağduru 'kendi haline' terk etmesi gerekir. Failin, bakıma muhtaç mağduru, başka bir akrabasının (örneğin kardeşinin) evinin kapısına bırakıp zile basıp kaçması, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K. 2015/33093 sayılı kararına göre neden bu suçu oluşturmamıştır?
Bu eylemin terk suçunu oluşturmamasının nedeni, Yargıtay'a göre, suçun maddi unsuru olan 'kendi haline terk' ve 'somut bir tehlikeye maruz bırakma' şartlarının gerçekleşmemiş olmasıdır. Karardaki olayın analizinde şu unsurlar öne çıkmaktadır: 1) Güvenilir Bir Ortam: Fail, çocuğu ıssız bir yere değil, bakımını ve gözetimini üstlenebilecek bir yakınının (kayınvalidesinin) evinin önüne, yani güvenli ve bilinen bir ortama bırakmıştır. 2) Fark Edilmenin Sağlanması: Fail, çocuğu sadece bırakıp gitmemiş, 'zile basarak' içeridekilerin haberdar olmasını sağlamıştır. Hatta 'içeriye alındığını gördükten sonra' oradan ayrılmıştır. Bu davranış, failin amacının çocuğu tehlikeye atmak değil, onun güvenli bir şekilde başka bir sorumlu kişiye teslimini sağlamak olduğunu göstermektedir. Bu eylemler, çocuğun koruma ve gözetimden yoksun bırakılmadığını, aksine bir koruma mekanizmasından diğerine (dolaylı yoldan da olsa) aktarıldığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle, terk suçunun maddi unsurları oluşmamıştır (barandogan.av.tr - Terk Suçu).