TCK m. 97'deki terk suçunun oluşabilmesi için, fail ile mağdur arasında 'doğal bağlılık ilişkisinden' kaynaklanan bir koruma yükümlülüğü de yeterli midir? Evlilik dışı bir birliktelikten doğan çocuğun babasının, anne evi terk ettikten sonra çocuğa bakmayarak onu kendi haline bırakması durumunu bu bağlamda değerlendiriniz.
Evet, yeterlidir. TCK m. 97'nin gerekçesinde, koruma ve gözetim yükümlülüğünün kanun veya sözleşme dışında, 'doğal bir bağlılık ilişkisinden' de kaynaklanabileceği belirtilmiştir. Bu ifade, aralarında resmi bir hukuki bağ (evlilik, velayet, vesayet) olmasa bile, fiili ve ahlaki olarak birbirine karşı sorumlu olan kişileri kapsar. Evlilik dışı bir birliktelikten doğan çocuğun babası, Medeni Kanun'a göre çocuk ile arasında 'soybağı' kurulmuşsa (tanıma veya babalık davasıyla), yükümlülüğü zaten 'kanundan' kaynaklanır. Ancak soybağı henüz kurulmamış olsa bile, çocuğun biyolojik babası olduğu gerçeği, aralarında 'doğal bir bağlılık ilişkisi' ve ahlaki bir sorumluluk yaratır. Bu fiili durum, babaya, çocuğun hayatını ve sağlığını koruma yönünde bir garantörlük yükler. Dolayısıyla, anne evi terk ettikten sonra, çocuğun bakımını üstlenmeyerek onu kendi haline bırakması, bu fiili durumdan kaynaklanan garantörlük yükümlülüğünü ihlal eder ve TCK m. 97'deki terk suçunu oluşturur. Yargı pratiği, bu tür fiili sorumlulukları da suçun oluşumu için yeterli görmektedir.