TCK m. 97'deki terk suçu ile TCK m. 257'deki görevi kötüye kullanma suçu, bir kamu görevlisinin, bakıma muhtaç bir kişiyi terk etmesi durumunda nasıl bir ilişki içine girer? Örneğin, bir huzurevi görevlisinin, bakımından sorumlu olduğu yaşlı bir hastayı kasten kurum dışında bırakıp gitmesi eyleminde hangi suç oluşur?
Bu durumda, 'özel normun önceliği' ilkesi gereği, TCK m. 97'deki terk suçu oluşur ve bu suçtan ceza verilir. İki suç arasındaki ilişki şöyledir: TCK m. 257'deki görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlilerinin görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmelerini cezalandıran 'genel' ve 'tamamlayıcı' nitelikte bir normdur. Yani, fiil başka bir kanunda daha özel olarak suç olarak tanımlanmamışsa bu madde uygulanır. TCK m. 97'deki terk suçu ise, çok daha 'özel' bir durumu, yani 'koruma ve gözetim yükümlülüğü' altındaki belirli nitelikteki bir mağdurun (yaşlı, hasta, çocuk) terk edilmesini düzenler. Huzurevi görevlisinin yükümlülüğü, hem hizmet sözleşmesinden hem de kamu görevinden kaynaklanan özel bir koruma ve gözetim yükümlülüğüdür. Bu görevli, bakımından sorumlu olduğu yaşlıyı terk ettiğinde, eylemi hem genel olarak görevi kötüye kullanma tanımına hem de çok daha özel olan terk suçunun tanımına uymaktadır. Bu durumda, 'lex specialis derogat legi generali' (özel kanun genel kanunu ilga eder/uygulanmaz kılar) ilkesi gereği, daha özel olan TCK m. 97'deki terk suçu uygulanır; fail ayrıca TCK m. 257'den cezalandırılmaz.