Bir aday memur hakkında, DMK m. 56 uyarınca 'hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumlar' olduğu gerekçesiyle görevine son verme işlemi tesis edilecektir. Bu işlemden önce, adaya 657 sayılı Kanun'un 130. maddesi uyarınca 'savunma hakkı' tanınması zorunlu mudur?
Bu konu, idare hukukunda tartışmalı olmakla birlikte, Danıştay'ın yerleşik içtihatları ve Anayasa'nın 129. maddesindeki 'savunma hakkı alınmadıkça memurlar hakkında disiplin cezası verilemez' hükmünün kıyasen uygulanması gereği, adaya savunma hakkı tanınması zorunludur. Her ne kadar DMK m. 56'ya göre yapılan ilişik kesme işlemi, teknik olarak bir 'disiplin cezası' olmasa da, sonuçları itibarıyla en ağır disiplin cezası olan devlet memurluğundan çıkarma cezasına benzer şekilde kişinin memuriyet statüsünü sona erdirmektedir. Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının bir unsuru olan 'dinlenilme hakkı', sadece yargısal süreçlerde değil, kişinin haklarını ve hukuki durumunu esaslı şekilde etkileyen idari işlemlerde de geçerlidir. İdarenin, kişi hakkında bir karar vermeden önce, ona hakkındaki iddiaları bildirmesi ve bu iddialara karşı kendini savunma fırsatı tanıması, hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Dolayısıyla, idarenin, adayın görevine son vermeden önce, hangi somut hal ve hareketlerinin memuriyetle bağdaşmadığını kendisine yazılı olarak bildirerek, makul bir süre içinde yazılı veya sözlü savunmasını alması, işlemin hukuka uygunluğu için bir geçerlilik şartıdır.