Anayasa Mahkemesi'nin Abdulkadir Tuncay kararında, başvurucunun kamu görevine iade edilirken önceki yöneticilik unvanına atanmaması, Anayasa'nın 20. maddesindeki 'özel hayata saygı hakkı' ile birlikte, 70. maddesinde düzenlenen 'kamu hizmetlerine girme hakkı' açısından da bir ihlal oluşturur mu? İki hak arasındaki ilişkiyi tartışınız.
Bu durum, Anayasa'nın 70. maddesindeki 'kamu hizmetlerine girme hakkı' açısından da bir ihlal potansiyeli taşır. Ancak AYM, genellikle bu tür davaları daha geniş bir koruma alanı sağlayan özel hayata saygı hakkı üzerinden incelemeyi tercih etmektedir. İki hak arasındaki ilişki şöyledir: Kamu hizmetlerine girme hakkı, sadece kamu hizmetine ilk defa girme hakkını değil, aynı zamanda hizmet içinde ilerleme, unvanını koruma ve liyakat ilkesine uygun muamele görme haklarını da içerir. Bir kişinin, aklanmasına rağmen, liyakatine ve kazanılmış hakkına aykırı olarak daha alt bir göreve atanması, bu hakkın 'liyakat' ve 'eşitlik' ilkelerine aykırı bir şekilde kısıtlanması anlamına gelir. Özel hayata saygı hakkı ise, bu kısıtlamanın kişinin mesleki yaşamı, itibarı ve sosyal ilişkileri üzerindeki 'sonuçlarına' odaklanır. Yani, kamu hizmetine girme hakkı daha çok statü hukukuna ilişkin objektif bir hakkı korurken, özel hayata saygı hakkı bu statüdeki değişikliğin bireyin kişisel dünyasındaki yansımalarını korur. Abdulkadir Tuncay kararında, rütbe tenzilinin kişinin itibarına ve sosyal kimliğine yaptığı olumsuz etki daha baskın olduğu için, AYM meseleyi özel hayata saygı hakkı temelinde ele almıştır. Ancak aynı olay, kamu hizmetine girme hakkının ihlali olarak da pekala tartışılabilir.