5271 sayılı CMK'da, 'esas hakkında mütalaa' kavramı sadece m. 202'de geçerken, 'esas hakkında savunma' kavramı açıkça düzenlenmemiştir. 'Esas hakkında savunma'nın hukuki dayanağı nedir ve bu hakkın kullanılmaması, sanığın zımnen iddiaları kabul ettiği anlamına gelir mi?
'Esas hakkında savunma'nın hukuki dayanağı, doğrudan Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan 'savunma hakkı' ve ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'çelişmeli yargılama'dır. Ayrıca, CMK m. 216/1'in, savcının görüşünden sonra 'sanığa ve müdafiine' söz verileceğini belirtmesi, bu hakkın pozitif hukuktaki temelini oluşturur. 'Esas hakkında savunma', bu aşamada yapılan savunmanın adıdır. Bu hakkın kullanılmaması, yani sanığın veya müdafiinin esas hakkında savunma yapmaması veya yapmak istemediğini belirtmesi, kesinlikle iddiaları zımnen kabul ettiği anlamına gelmez. Ceza hukukunda 'sükut ikrardan gelir' (susan kabul etmiş sayılır) ilkesi geçerli değildir. Tam aksine, ispat yükü iddia makamında olduğu için, sanığın susma hakkı vardır. Sanığın savunma yapmaması, sadece kendi lehine olan argümanları ve delilleri mahkemenin dikkatine sunma fırsatını kaçırması anlamına gelir; bu durum, iddia makamının ispat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Mahkeme, sanık savunma yapmasa bile, iddia makamının sunduğu delillerin mahkumiyet için yeterli olup olmadığını değerlendirmek zorundadır.