TMK m. 618'e göre, ödemeden aciz bir miras bırakanın mirasını reddeden mirasçıların alacaklılara karşı sorumluluğu, 'iyi niyetli' olup olmamalarına göre farklılık gösterir. 'İyi niyetli mirasçı' bu bağlamda ne anlama gelir ve sorumluluğu nasıl sınırlanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95177

Bu bağlamda 'iyi niyetli mirasçı', miras bırakandan ölümünden önceki son beş yıl içinde bir kazandırma elde ederken, miras bırakanın ödemeden aciz olduğunu veya bu kazandırmayla ödemeden aciz duruma düşeceğini 'bilmeyen ve bilmesi de gerekmeyen' mirasçıdır. Yani, mirasçının, bu kazandırmanın alacaklılara zarar verme amacı taşıdığını bilmemesi gerekir. İyi niyet, TMK m. 3 uyarınca korunur ve asıl olan iyi niyetin varlığıdır; kötü niyetin (bildiği veya bilmesi gerektiğinin) alacaklılar tarafından ispatlanması gerekir. Bu iyi niyetin, sorumluluğun kapsamı üzerinde önemli bir etkisi vardır. TMK m. 618/3'e göre, 'İyi niyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar.' Bunun anlamı şudur: İyi niyetli mirasçı, aldığı kazandırmanın tamamından değil, dava açıldığı veya geri vermesi gerektiği anda, o kazandırmadan elinde ne kadar 'zenginleşme' kalmışsa, sadece o miktarla sorumlu olur. Örneğin, miras bırakandan 100.000 TL bağış alan iyi niyetli mirasçı, bu paranın 80.000 TL'sini harcamışsa, sorumlu olacağı miktar sadece elinde kalan 20.000 TL'dir. Kötü niyetli mirasçı ise, aldığı 100.000 TL'nin tamamından sorumlu olurdu (kadimhukuk.com.tr - Reddi Miras).