Sanığın, yeni doğan bebeğini terk etmesi sonucu ölüm meydana gelen bir olayda, Adli Tıp Kurumu raporunda 'bebeğin canlı doğduğu ancak ölüm nedeninin kesin olarak belirlenemediği' belirtilirse, bu durum sanığın cezai sorumluluğunu nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95171

Bu durum, sanığın kasten öldürme (TCK m. 81) suçundan sorumlu tutulmasını engeller, ancak neticesi sebebiyle ağırlaşmış terk suçundan (TCK m. 97/2) sorumlu tutulmasını gerektirir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin K. 2012/4002 sayılı kararındaki olay buna bir örnektir. Cezai sorumluluğa etkisi şöyledir: 1) Kasten Öldürme Sorumluluğunun Kalkması: Kasten öldürme suçundan mahkumiyet için, ölüm neticesinin, failin kasten işlediği bir fiil (boğma, boğucu cisimle sarma vb.) sonucu meydana geldiğinin şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerekir. Eğer Adli Tıp, ölüm nedenini belirleyemiyorsa (örneğin, ölümün terkten mi, yoksa doğumsal bir anomaliden mi kaynaklandığı anlaşılamıyorsa), ölüm ile failin aktif bir öldürme eylemi arasındaki nedensellik bağı kesin olarak kurulamaz. Bu şüphe, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği, sanığın lehine yorumlanır ve kasten öldürmeden mahkumiyet verilemez. 2) Terk Suçundan Sorumluluğun Doğması: Ancak, sanığın canlı doğan ve korumaya muhtaç bir bebeği terk ettiği sabittir. Bu, TCK m. 97'deki suçu oluşturur. Ölüm neticesi de bu terk eylemiyle aynı zaman diliminde meydana gelmiştir. Nedensellik bağı kesin olarak ispatlanamasa bile, terk eyleminin ölüm riskini yarattığı ve bu riskin gerçekleştiği kabul edilir. Bu durumda fail, temel fiil olan terk suçundan ve bu fiilin ağırlaşmış neticesi olan ölümden, 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç' hükümleri (TCK m. 97/2 yollamasıyla TCK m. 87/4) uyarınca sorumlu tutulur.