TCK m. 289'da düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçu ile İİK m. 331'de düzenlenen 'alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltme' suçu, 'genel norm - özel norm' ilişkisi açısından nasıl değerlendirilir? Her iki suçun da unsurlarını taşıyan bir eylemde hangi hüküm uygulanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95169

'Genel norm - özel norm' ilişkisi, bir fiilin birden fazla kanun hükmünü ihlal ediyor gibi göründüğü durumlarda, hangi hükmün uygulanacağını belirleyen bir yorum kuralıdır. 'Özel normun önceliği' ilkesine göre, aynı hukuki konuyu düzenleyen normlardan daha özel, daha somut ve ayrıntılı olanı, daha genel ve soyut olana göre öncelikle uygulanır. TCK m. 289 ile İİK m. 331 arasındaki ilişki bu çerçevede değerlendirilebilir. İİK m. 331, borçlunun, alacaklısını zarara uğratmak amacıyla, hacizden önce veya sonra malvarlığını eksiltmesini cezalandıran genel bir normdur. TCK m. 289 ise, bu genel durumun çok daha özel bir halini, yani 'haczedilip yediemine teslim edilmiş' bir mal üzerinde tasarrufta bulunulmasını düzenler. Bu, daha özel bir fail (yediemin) ve daha özel bir konu (yediemine teslim edilmiş mal) gerektirir. Dolayısıyla, eğer bir eylem her iki suçun da unsurlarını taşıyorsa (örneğin, borçlu-yediemin hacizli malı satarsa), daha özel bir düzenleme olan TCK m. 289 uygulanır. Genel norm olan İİK m. 331, özel normun uygulama alanı bulduğu yerde geri plana çekilir. Yargıtay'ın K. 2019/1467 sayılı kararı da bu ayrımı teyit etmektedir; eylem TCK m. 289'un unsurlarını (yediemine teslim) taşımadığı için genel norm olan İİK m. 331'e gidilmiştir.