Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin K. 2019/4689 sayılı kararında, İİK m. 106 ve 110 uyarınca haczin kalkması nedeniyle muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun 'hukuka aykırılık' unsurunun oluşmadığı belirtilmiştir. Bu durum, failin malı iade etme borcunu ortadan kaldırır mı? Failin, haczi kalkmış malı iade etmemesi hangi hukuki sorumluluğu doğurabilir?
Hayır, haczin kalkması, failin malı iade etme borcunu ortadan kaldırmaz. Haczin kalkması, sadece TCK m. 289'daki kamu suçunun 'hukuka aykırılık' unsurunu ortadan kaldırır ve failin bu suçtan cezalandırılmasını engeller. Çünkü failin 'yedieminlik' sıfatı, o haczin varlığına bağlıdır ve haciz düşünce bu özel kamu görevi de sona erer. Ancak, failin elindeki mal, başkasına (malın asıl sahibine veya icra dairesine iade edilmek üzere) ait bir mal olmaya devam eder. Bu noktadan sonra, failin malı iade etmemesi veya üzerinde tasarrufta bulunması, artık kamu idaresinin otoritesine karşı işlenmiş bir suç değil, malın zilyetliğini devreden kişiye karşı işlenmiş bir özel hukuk haksızlığı veya başka bir ceza hukuku suçu olabilir. Metinde de belirtildiği gibi, failin 'iyiniyet ilkesine uygun olarak kendisine teslim edilen malı aynen iade etmekle yükümlü' olduğu ve iade etmeme eyleminin, koşulları varsa, TCK m. 155'teki 'güveni kötüye kullanma' suçunu oluşturabileceği kabul edilmektedir. Yani, cezai sorumluluğun niteliği değişir, ancak hukuki sorumluluk devam eder.