Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K. 2023/23844 sayılı kararında, mahkemenin 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesine dayanarak verdiği beraat kararı onanmıştır. Bu ilkenin, ceza muhakemesinin temel amacı olan 'maddi gerçeğe ulaşma' hedefiyle çeliştiği söylenebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95159

Hayır, tam aksine, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi 'maddi gerçeğe ulaşma' hedefinin bir güvencesidir. İlk bakışta, şüphe durumunda sanığı aklamak maddi gerçeğe ulaşmayı engelliyor gibi görünebilir. Ancak bu ilkenin asıl fonksiyonu, maddi gerçeğe ulaşılamadığı, yani gerçeğin tam olarak aydınlatılamadığı durumlarda ne yapılacağını belirlemektir. Ceza muhakemesinin amacı, ne pahasına olursa olsun bir fail bulup cezalandırmak değil, 'hukuka uygun delillerle, kesin olarak' maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Eğer bu kesinliğe ulaşılamıyorsa, yani ortada makul bir şüphe varsa, bu durum 'maddi gerçeğe ulaşılamadığı' anlamına gelir. İşte bu noktada masumiyet karinesi ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi devreye girer ve der ki: 'Maddi gerçeğe kesin olarak ulaşılamayan bir durumda, bir masumun haksız yere cezalandırılması riski, bir suçlunun cezasız kalması riskinden daha kötüdür.' Dolayısıyla ilke, maddi gerçeğe ulaşma hedefiyle çelişmez, o hedefe ulaşmanın standartlarını ve ulaşılamadığındaki hukuki sonucu belirler (sen.av.tr - CMK m.223/2-e'ye ve m.223/5'e göre şüpheden sanik yararlanir ilkesi).