Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin K. 2018/201 sayılı kararında, sanığın suçu işledikten sonra polis otosunu durdurarak kendini ihbar etmesi, 'gönüllü vazgeçme' (TCK m. 36) kapsamında değerlendirilebilir mi? Mahkemenin, bu durumda hangi hususu araştırmadan karar vermesi eksik inceleme olarak kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95152

Sanığın suçu işledikten sonra kendini ihbar etmesi, tek başına 'gönüllü vazgeçme' olarak kabul edilemez. Gönüllü vazgeçmenin, icra hareketleri tamamlandıktan sonraki şeklinde, failin 'kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlemesi' gerekir. Olayda sanık, mağduru yaralamış ve icra hareketlerini tamamlamıştır. Önemli olan, ölüm neticesinin kimin çabasıyla önlendiğidir. Sanığın polis otosunu durdurması, neticeyi önlemeye yönelik bir 'çaba' olarak kabul edilebilir. Ancak bu çabanın sonuca ulaşıp ulaşmadığı belirsizdir. Yargıtay'ın eksik inceleme olarak gördüğü husus tam da budur: Mahkeme, 'olay yerinde yaralı bir vaziyette beklemekte olan mağdurun hastaneye sevkini sağlamak için 112 acil çağrı hattının kim tarafından arandığını' araştırmamıştır. Eğer 112'yi sanık veya onun ihbarı üzerine gelen polisler aramışsa ve ölüm neticesi bu müdahale sayesinde önlenmişse, sanığın eylemi 'gönüllü vazgeçme' kapsamında değerlendirilebilir. Ancak 112'yi, sanıktan bağımsız olarak, başka bir tanık aramışsa, netice sanığın çabasıyla önlenmemiş olacağı için gönüllü vazgeçme oluşmaz. Bu husus araştırılmadan, sanığın TCK m. 36'dan yararlanıp yararlanamayacağı tartışılamaz (Yargıtay 1. CD - Karar: 2018/201).