5271 sayılı CMK m. 216 uyarınca, Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaasını sunması, duruşmanın 'sözlülüğü' ilkesinin bir gereğidir. Savcının, mütalaasını yazılı olarak hazırlayıp duruşmada hiç okumadan veya özetlemeden sadece dosyaya sunması, bu ilkeyi ihlal eder mi? Bu durumun, diğer tarafların hakları üzerindeki etkisi nedir?
Evet, bu durum duruşmanın 'sözlülüğü' ilkesini (CMK m. 182 vd.) ve onunla bağlantılı 'doğrudan doğruyalık' ilkesini açıkça ihlal eder. Sözlülük ilkesi, yargılamanın temelini oluşturan iddia, savunma ve delillerin duruşmada sözlü olarak dile getirilmesini, tarafların birbirini dinleyerek ve doğrudan iletişim kurarak tartışmasını gerektirir. Savcının mütalaasını sadece yazılı olarak dosyaya sunması, bu canlı ve dinamik tartışma ortamını ortadan kaldırır. Bu durumun diğer tarafların (sanık, müdafi, katılan) hakları üzerindeki etkisi şudur: 1) Savunma Hakkının Zayıflaması: Savunma tarafı, mütalaanın içeriğini, vurgularını ve mantıksal akışını, onu sunan savcının ağzından doğrudan duymamış olur. Bu, mütalaaya karşı etkili ve anlık bir cevap verme (replik) imkanını kısıtlar. 2) Aleniyetin Zedelenmesi: Duruşmayı izleyen kamuoyu, iddia makamının davaya ilişkin nihai görüşünü öğrenememiş olur, bu da yargılamanın şeffaflığına zarar verir. 3) Çelişmeli Yargılamanın İhlali: Yargılama, karşılıklı sözlü beyanlar yerine, yazılı metinlerin dosyaya konulduğu bir bürokratik işleme dönüşür. Bu nedenle, mütalaanın duruşmada okunması veya sözlü olarak açıklanması, adil yargılanma hakkının temel bir gereğidir (sen.av.tr - Esas Hakkında Mütalaa).