Terk suçunda (TCK m. 97), sanığın, terk ettiği çocuğunun babası olduğunu iddia ettiği kişinin kapısına çocuğu bırakması, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K. 2021/29909 sayılı kararında neden 'kendi haline terk' olarak kabul edilmemiştir? Bu durumda sanığın eylemi hangi suç kapsamında değerlendirilmelidir?
Bu eylemin 'kendi haline terk' olarak kabul edilmemesinin nedeni, sanığın çocuğu korumasız bir duruma sokmak yerine, onun bakım ve gözetimini üstlenmekle hukuken yükümlü olduğunu düşündüğü bir kişinin (babanın) himayesine bırakma amacıyla hareket etmesidir. Çocuk, tesadüflere veya tehlikelere açık bir ortama değil, sorumlu bir kişinin (veya en azından onun yakınının) egemenlik alanına bırakılmıştır. Bu nedenle, suçun temel maddi unsuru olan 'kendi haline terk' gerçekleşmemiştir. Ancak, Yargıtay bu kararda, eylemin tamamen suçsuz olduğu anlamına gelmediğini belirtmiştir. Sanığın bu davranışı, TCK m. 233'te düzenlenen 'aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali' suçunu oluşturabilir. Çünkü anne, kendi bakım ve gözetim yükümlülüğünü, hukuken geçerli bir devir olmaksızın, fiili bir durum yaratarak üzerinden atmaya çalışmaktadır. Mahkemenin, eylemin bu suç kapsamında kalıp kalmadığını ayrıca tartışması gerektiği belirtilmiştir (barandogan.av.tr - Terk Suçu).