Yargıtay, bir işçilik alacağı davasının 'belirsiz alacak davası' olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğini değerlendirirken, davacının işyerindeki pozisyonunu (örneğin, hukuk müşaviri, personel uzmanı) dikkate alır mı? Bu durumun, 'alacağın belirlenmesinin kendisinden beklenememesi' kriteri açısından önemi nedir?
Evet, Yargıtay bu durumu dikkate alır. Yargıtay HGK'nın E. 2015/3136 sayılı kararında, 'alacağın belirlenmesinin kendisinden beklenememesi' kriterinin 'sübjektif' bir unsur olduğu ve davacının kişisel durumuna göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda, 'İşyerinde sendikasız çalışan ve yasal işçilik alacakları konusunda ayrıntılı bilgi sahibi olması beklenmeyen bir işçinin... alacakları... tam olarak belirlemesi mümkün görülmemelidir.' denilirken, hemen ardından 'Ancak işyerinde hukuk müşaviri, personel uzmanı, muhasebe müdürü gibi konumda çalışan bir işçi bakımından aynı sonuca varmak mümkün olmayacaktır.' ifadesine yer verilmiştir. Bunun anlamı şudur: İşçinin pozisyonu, alacaklarını hesaplayabilme bilgi ve yeteneğine sahip olup olmadığını gösteren önemli bir karinedir. Bir hukuk müşavirinin veya personel uzmanının, kendi özlük haklarını ve bunların nasıl hesaplanacağını bildiği veya kolayca bilebileceği varsayılır. Bu nedenle, bu tür nitelikli bir çalışanın, kıdem tazminatı gibi hesaplanabilir bir alacak için belirsiz alacak davası açması, 'belirleyememesinin kendisinden beklenememesi' şartını karşılamayabilir. Bu durum, sübjektif şartın her davacı için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.