Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin K. 2015/33637 sayılı kararında, evlilik dışı çocuğunu hastanede tedavi görürken bırakıp giden sanığın eyleminin neden terk suçu (TCK m. 97) veya aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali (TCK m. 233) suçlarını oluşturmadığı kabul edilmiştir?
Sanığın eyleminin bu iki suçu da oluşturmadığı kabul edilmesinin temel nedenleri şunlardır: 1) Terk Suçu (TCK m. 97) Açısından: Terk suçunun maddi unsuru olan 'kendi haline terk' gerçekleşmemiştir. Çocuk, korumasız ve tehlikeli bir ortama değil, tam aksine tıbbi bakım ve gözetimin sağlandığı bir 'hastaneye' bırakılmıştır. Hastane personeli, çocuğun bakım ve gözetimini fiilen üstlenebilecek bir konumdadır. Bu nedenle, çocuğun hayatı veya sağlığı için bir tehlike yaratılmamıştır. 2) Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali (TCK m. 233) Açısından: Bu suçun oluşması için, kanundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünün 'ihlal' edilmesi gerekir. Yargıtay, hastanede tedavi gören bir çocuğu orada bırakıp gitme eylemini, bu yükümlülüğün ihlali olarak görecek nitelikte ve ağırlıkta kabul etmemiştir. Çocuğun zaten profesyonel bakım altında olması, annenin eyleminin, çocuğun bakımını ve sağlığını olumsuz etkileyen bir 'ihmal' olmadığı şeklinde yorumlanmıştır. Annenin eylemi ahlaken kınanabilir olsa da, her iki suçun da kanuni unsurlarını tam olarak karşılamadığı sonucuna varılmıştır (barandogan.av.tr - Terk Suçu).