5271 sayılı CMK'da, iddianame düzenlenmesi zorunlu iken, esas hakkında mütalaa alınmasının zorunlu olmadığı belirtilmektedir. Bu farklılığın, bu iki belgenin ceza muhakemesindeki 'fonksiyonları' açısından temel nedeni nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95112

Bu farklılığın temel nedeni, bu iki belgenin ceza muhakemesi içindeki fonksiyonlarının tamamen farklı olmasıdır: 1) İddianamenin Fonksiyonu: İddianame, 'kamu davasını açan' ve 'davanın sınırlarını çizen' kurucu bir belgedir (CMK m. 170, 225). İddianame olmadan bir ceza davası başlayamaz ve mahkeme iddianamede anlatılan fiil ve failin dışına çıkamaz. Yani iddianame, kovuşturma evresinin olmazsa olmaz (sine qua non) şartıdır. Fonksiyonu, yargılamayı başlatmak ve çerçevesini belirlemektir. 2) Esas Hakkında Mütalaanın Fonksiyonu: Esas hakkında mütalaa ise, devam eden bir yargılamada, delillerin tartışılması aşamasının sonunda, 'iddia makamının nihai görüşünü ve talebini' içeren bir beyandır (CMK m. 216). Fonksiyonu, yargılamayı başlatmak değil, mahkemenin karar vermesine yardımcı olmak amacıyla taraflardan birinin (iddia makamının) tezini ortaya koymaktır. Bu bir 'görüş' beyanıdır. Mahkeme, bu görüş olmadan da, toplanan diğer delillere ve savunmaya göre bir karar verebilir. Bu nedenle, davanın kurucu unsuru olan iddianame mutlak zorunlu iken, sadece bir taraf beyanı olan mütalaanın alınamaması (savcının sunmaması gibi durumlarda), davanın sonuçlanmasına engel teşkil etmez (sen.av.tr - Esas Hakkında Mütalaa).