Yargıtay, bir işçinin imzasını taşıyan ücret bordrosunu 'kuvvetli yazılı delil' olarak kabul etmektedir. Bu 'kuvvetli delil'in, HMK'da düzenlenen 'kesin delil' (senet, yemin, ikrar gibi) ile 'takdiri delil' (tanık, bilirkişi gibi) arasındaki konumu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95109

Yargıtay'ın 'kuvvetli yazılı delil' olarak nitelendirdiği imzalı bordro, HMK'daki kesin delil - takdiri delil ayrımında, 'kesin delile yakın' ancak tam olarak kesin delil olmayan, kendine özgü bir konumda yer alır. Konumu şöyledir: 1) Takdiri Delilden Üstündür: İmzalı bordro, tanık beyanı gibi bir takdiri delilden daha üstün kabul edilir. Bu nedenle, bordronun içeriğinin aksi sadece tanık beyanıyla ispatlanamaz. Bu yönüyle takdiri delil değildir. 2) Kesin Delilden Farklıdır: Kesin deliller (senet gibi), kural olarak aksi başka bir kesin delil olmadan çürütülemez ve hakimi bağlar. İmzalı bordro ise, 'eşdeğer kuvvette başka bir yazılı delil' ile çürütülebilir. Örneğin, aynı döneme ait ve daha yüksek bir meblağ gösteren banka ödeme dekontu veya işverenin kendi muhasebe kayıtları, imzalı bordronun aksini ispatlayabilir. Bu yönüyle, senet gibi mutlak bir kesin delil de değildir. Sonuç olarak, 'kuvvetli yazılı delil', HMK'daki ikili ayrıma tam oturmayan, Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilmiş, takdiri delillerle çürütülemeyen ancak başka yazılı delillerle aksi ispatlanabilen, ispat gücü yüksek bir belgeyi ifade eder.