5271 sayılı CMK m. 216/2, 'Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.' demektedir. Bu hüküm, delillerin tartışılması aşamasının dinamik yapısını nasıl yansıtmaktadır? Bu 'cevap verme' hakkı kaç kez kullanılabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95105

Bu hüküm, delillerin tartışılması aşamasının, tarafların sırayla birer kez konuşup sustuğu statik bir monologlar serisi değil, aksine dinamik, karşılıklı ve 'diyalektik' bir süreç olduğunu yansıtmaktadır. Bu süreç, bir tezin (iddianın), bir antitezin (savunmanın) ve bunların çatışmasından bir sentezin (hükmün) doğması hedefine hizmet eder. CMK m. 216/2'deki 'cevap verme' hakkı, taraflara, karşı tarafın kendi argümanlarına yönelik ileri sürdüğü iddia ve açıklamalara karşı tekrar söz alarak kendi pozisyonlarını savunma ve karşı tarafın tezlerini çürütme imkanı tanır. Bu, çelişmeli yargılamanın özüdür. Kanunda, bu cevap hakkının kaç kez kullanılabileceğine dair bir sınırlama yoktur. Duruşmayı yöneten mahkeme başkanı, tartışmanın düzenini sağlamak ve gereksiz tekrarları önlemek kaydıyla, taraflara maddi gerçeğin ortaya çıkmasına hizmet ettiği sürece birden fazla kez cevap hakkı tanımalıdır. Bu hak, tartışmanın yeterince aydınlandığına ve yeni bir argüman kalmadığına mahkemece kanaat getirilene kadar devam eder. Ancak her durumda son söz sanığa aittir (CMK m. 216/3).