Eser sözleşmelerinde, sözleşme ilişkisinin varlığını ispat yükü, davalı akdi ilişkiyi inkar ettiğinde davacıya aittir. HMK m. 200'e göre değeri belirli bir miktarı geçen sözleşmelerin senetle ispatı gerekirken, taraflar arasında sürekli bir ticari ilişki varsa ve bu ilişki davalının 'ticari defterleri'ne yansımışsa, bu durum ispat açısından nasıl bir sonuç doğurur?
Bu durum, davacının ispat yükünü yerine getirmesinde önemli bir kolaylık sağlar. HMK m. 222'ye göre, ticari defterler, belirli koşullar altında sahibi aleyhine veya lehine 'kesin delil' teşkil edebilir. Eğer davacı, davalı tacirin ticari defterlerine delil olarak dayanmışsa ve mahkemece yapılan incelemede, davalının ticari defterlerinde dava konusu eser sözleşmesine ilişkin kayıtlar (örneğin, avans ödemesi, malzeme alımı, işin adı gibi) bulunuyorsa, bu kayıtlar davalı aleyhine kesin delil oluşturur. Bu durumda davacı, ayrı bir yazılı sözleşme (senet) sunmasa bile, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlarla akdi ilişkinin varlığını ispat etmiş sayılır. Ticari defterler, HMK'da senet, ikrar ve yemin gibi diğer kesin deliller arasında sayıldığı için, senetle ispat kuralının bir istisnası değil, o kuralın karşılanmasının bir başka yolu olarak işlev görür (barandogan.av.tr - Eser Sözleşmesi Nedir?).