HMK m. 107'de düzenlenen belirsiz alacak davasının temel amacı, hak arama özgürlüğünü genişletmektir. Bu bağlamda, Yargıtay'ın E. 2015/3136 sayılı kararında, alacaklının hukuki ilişkiyi, muhatabını ve talep edebileceği 'asgari tutarı' bilmesine rağmen, alacağın 'tamamını tam olarak' tespit edememesinin dava açmak için yeterli görülmesinin anlamı nedir?
Bu ifadenin anlamı, belirsiz alacak davası açabilmek için alacaklının alacağı hakkında tamamen bilgisiz olmasının gerekmediğidir. Davacı, alacağının varlığından, kime karşı ileri süreceğinden ve yaklaşık olarak ne kadar olabileceğinden haberdar olabilir. Ancak, alacağın net, kesin ve tam miktarını, özellikle kuruşu kuruşuna, hukuken geçerli bir şekilde hesaplayamıyorsa veya bu hesaplama yargılamadaki delillere veya bilirkişi incelemesine bağlıysa, alacak 'belirsiz' kabul edilir. HMK m. 107'nin gerekçesi, bu durumu 'alacağın tamamını tam olarak tespit edememe' olarak ifade etmiştir. Örneğin, bir işçi, üç yıldır fazla mesai yaptığını ve yaklaşık 10.000 TL alacağı olduğunu düşünebilir (asgari tutarı bilme). Ancak, kesin çalışma saatleri işveren kayıtlarında olduğu ve Yargıtay'ın takdiri indirimi nedeniyle net rakamı bilemeyeceği için, alacağının 'tamamını tam olarak' tespit edememektedir. İşte bu durum, belirsiz alacak davası açması için yeterlidir. Bu yorum, hak arama özgürlüğünü, katı ve şekilci ispat kuralları karşısında korumayı amaçlamaktadır (Yargıtay HGK, E. 2015/3136, K. 2018/347).