Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin K. 2010/3459 sayılı kararında, yeni doğan bebeğin soğuk bir ortamda ölüme terk edilmesi eylemi, 'kasten öldürme' suçu olarak nitelendirilmiştir. Bu kararı, aynı dairenin K. 2012/4002 sayılı kararındaki 'terk sonucu ölüm' (TCK m. 97/2 yollamasıyla 87/4) nitelendirmesiyle karşılaştırarak, iki karar arasındaki farkın temel nedenini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95087

İki karar arasındaki temel fark, sanıkların 'kastının' mahkemece farklı şekilde yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Bu yorum farkı ise, somut olayların özelliklerinden doğmaktadır. 1) K. 2010/3459 (Kasten Öldürme): Bu kararda, sanıkların (anne, baba, anneanne) eylem ve irade birliği içinde bebekten 'kurtulmak' istedikleri, doğumdan itibaren bebeği beslemedikleri, takside terk etmeye çalıştıkları ve en sonunda babanın bebeği ağzı yüzü kapalı şekilde ıssız bir yere bırakıp üzerine tuğla parçaları koyduğu belirtilmiştir. Bu planlı, bilinçli ve zincirleme eylemler, sanıkların amacının sadece 'terk etmek' olmadığını, doğrudan 'ölüm neticesini' hedeflediklerini veya en azından bu neticenin gerçekleşeceğini bilerek ve isteyerek (olası kastla) hareket ettiklerini göstermektedir. Bu nedenle eylem, kasten öldürme (TCK m. 82) olarak nitelendirilmiştir. 2) K. 2012/4002 (Terk Sonucu Ölüm): Bu kararda ise sanık annenin, hamileliğini sakladığı, tek başına doğum yaptığı ve bebeği evin içinde, çamaşır makinesinin arkasına bıraktığı anlaşılmaktadır. Eylemde, diğer karardaki gibi planlı bir 'kurtulma' iradesi veya ölüme yönelik aktif eylemler (üzerine tuğla koyma gibi) yoktur. Eylem daha çok panik ve çaresizlik içinde yapılmış bir terk fiilidir. Yargıtay, bu durumda 'öldürme kastının kesin olarak saptanamadığı' sonucuna varmış, ancak bu terk eyleminin ölüme yol açtığı için, eylemi TCK m. 97/2 yollamasıyla TCK m. 87/4 olarak, yani neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç olarak nitelendirmiştir. Fark, sanıkların davranışlarından çıkarılan kastın yoğunluğundadır.