TCK m. 104'te düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda, mağdurun rızasının varlığı suçun temel unsurudur. Ancak Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin K. 2020/3224 sayılı kararında, zorla cinsel ilişkiye girildiği iddiasına rağmen mahkeme eylemi TCK m. 104 kapsamında (rızalı) değerlendirmiştir. Yargıtay'ın bu sonuca ulaşmasında hangi somut olgular belirleyici olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95086

Yargıtay'ın, eylemin zorla değil rızayla gerçekleştiği (TCK m. 104) sonucuna ulaşmasında şu somut olgular belirleyici olmuştur: 1) Şikayetin Zamanlaması: Mağdur, iddia ettiği zorla tecavüz olayından hemen sonra yetkili makamlara başvurmamış veya durumu ailesine anlatmamış, yaklaşık on beş gün sonra arkadaşlarının yönlendirmesiyle şikayette bulunmuştur. Bu gecikme, iddianın samimiyeti konusunda şüphe yaratmıştır. 2) Olayın Başlangıcı: Mağdurun, olay günü sanığa mesaj atarak kendisinin kafeye gelmek istediğini belirtmesi ve buluşmanın bu şekilde gerçekleşmesi, olayın başlangıcının zorlamadan uzak, rızaya dayalı bir etkileşim olduğunu göstermektedir. 3) Delil Yetersizliği: Mağdurenin zorlama iddiası, kendi soyut beyanından ibaret kalmış ve bu iddiayı destekleyecek başka (objektif) bir delil dosyada bulunamamıştır. Yargıtay, bu olguları bir bütün olarak değerlendirerek, 'cezalandırmaya yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı' gerekçesiyle zorlama (cinsel istismar) suçunun oluşmadığı, mevcut haliyle eylemin TCK m. 104'teki rızaya dayalı reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kanaatine varmıştır.