CMK m. 223/5, mahkumiyet kararının 'yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olması' halinde verileceğini belirtmektedir. 'Sabit olma' kavramı, yüzde yüz kesinlik anlamına mı gelir, yoksa 'makul şüphenin ötesinde bir ispat' yeterli midir? Bu standardın, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesiyle ilişkisini açıklayınız.
'Sabit olma' kavramı, uygulamada ve teoride mutlak, felsefi anlamda yüzde yüz bir kesinlik anlamına gelmez. Çünkü insan eylemlerinin yargılandığı bir süreçte mutlak kesinliğe ulaşmak neredeyse imkansızdır. Bu kavram, Anglo-Amerikan hukukundaki 'makul şüphenin ötesinde bir ispat' (proof beyond a reasonable doubt) standardına karşılık gelir. Bunun anlamı şudur: Toplanan ve tartışılan deliller, sanığın suçu işlediği konusunda, normal, makul düşünen bir insanda, olayın başka türlü olabileceğine dair akla yatkın, ciddi bir şüphe bırakmamalıdır. 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, bu standardın bir koruma kalkanıdır. Eğer delillerin değerlendirilmesi sonucunda, sanığın suçluluğu konusunda 'makul bir şüphe' devam ediyorsa, suç 'sabit olmuş' sayılmaz ve bu şüphe sanık lehine yorumlanarak beraat kararı verilmelidir. Yani, 'sabit olma', mahkumiyet için gereken ispat eşiğidir; bu eşiğe ulaşılamadığında ise 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi devreye girer. Birbirini tamamlayan iki ilkedir (sen.av.tr - CMK m.223/2-e'ye ve m.223/5'e göre şüpheden sanik yararlanir ilkesi).