5271 sayılı CMK'nın 216. maddesinde düzenlenen delillerin tartışılması aşaması ile 217. maddesindeki 'delillerin takdir yetkisi' ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin, tarafların hiç değinmediği veya tartışmadığı bir delile dayanarak hüküm kurması mümkün müdür?
Hayır, mümkün değildir. Bu iki madde arasında sıkı bir ilişki vardır ve birlikte yorumlanmalıdır. CMK m. 217/1, 'Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir.' demektedir. Bu, 'doğrudan doğruyalık' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin bir gereğidir. Mahkemenin delilleri serbestçe takdir etme yetkisi, ancak bu ön koşul yerine getirildikten sonra başlar. Yani, bir delilin (örneğin bir tanık beyanı, bir rapor, bir belge) hükme esas alınabilmesi için, öncelikle o delilin duruşmada ortaya konulması ve CMK m. 216'ya uygun olarak taraflara (savcı, katılan, sanık, müdafi) bu delil hakkında görüş bildirme ve tartışma imkanı verilmesi zorunludur. Eğer mahkeme, tarafların hiç haberdar olmadığı ve üzerinde tartışma fırsatı bulamadığı bir delili, örneğin dosyaya sonradan giren bir belgeyi, gerekçesinde kullanarak hüküm kurarsa, bu durum CMK m. 217/1'i ve dolayısıyla adil yargılanma hakkını ihlal eder. Bu, Yargıtay nezdinde mutlak bir bozma sebebidir.