Anayasa Mahkemesi'nin Abdulkadir Tuncay kararında, görevine iade edilen bir memurun önceki yöneticilik unvanına atanmamasının özel hayata saygı hakkına (Anayasa m. 20) bir müdahale olduğu kabul edilmiştir. Bu müdahalenin meşru bir amacı olabilir mi? Eğer varsa, AYM bu müdahaleyi neden yine de Anayasa'ya aykırı bulmuştur?
Bu tür bir müdahalenin, 'kamu hizmetinin güvenilirliğinin ve etkinliğinin sağlanması' veya 'ulusal güvenlik' gibi meşru amaçlara dayandığı iddia edilebilir. Devlet, özellikle terörle bağlantı şüphesiyle görevden alınan kişilerin, iade edilseler bile, hassas ve yetki gerektiren yönetici pozisyonlarında görev yapmalarının kamu hizmeti açısından risk taşıyabileceğini savunabilir. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu müdahaleyi, meşru bir amacı olsa bile, 'ölçülülük' ve 'kanunilik' ilkelerini ihlal ettiği için Anayasa'ya aykırı bulmuştur. Müdahalenin dayanağı olan kanun hükmü (7075 sy. Kanun m. 10), OHAL Komisyonu tarafından aklanmış ve hakkında hiçbir olumsuz tespit kalmamış kişileri bile kategorik olarak yönetici olmaktan men etmektedir. Bu, bireyselleştirme yapmayan, idareye takdir hakkı tanımayan, orantısız ve kalıcı bir yasaktır. Ayrıca, AYM bu kanun hükmünü daha önce iptal ettiği için, müdahalenin artık geçerli bir 'kanuni' dayanağı da kalmamıştır. Dolayısıyla, müdahale meşru bir amaca hizmet etse dahi, kullanılan aracın (kategorik yasak) orantısız olması ve kanuni dayanaktan yoksun kalması nedeniyle Anayasa'ya aykırı bulunmuştur (Abdulkadir Tuncay Başvurusu, § 49-51).