Belirsiz alacak davası (HMK m. 107) ile kısmi dava (HMK m. 109) arasındaki temel ayrım, alacağın 'belirli/belirlenebilir' olup olmamasına dayanır. Hakimin takdirine bağlı olan 'manevi tazminat' alacağı, bu ayrım çerçevesinde hangi dava türüne konu olabilir? Neden?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #95077

Hakimin takdirine bağlı olan 'manevi tazminat' alacağı, niteliği gereği 'belirsiz' bir alacaktır ve bu nedenle 'belirsiz alacak davası'na (HMK m. 107) konu olabilir. Bunun nedeni şudur: Manevi tazminatın miktarı, kanunda belirli bir formülle hesaplanamaz. Miktar, hakimin, somut olayın özelliklerini, tarafların sosyal ve ekonomik durumunu, saldırının ağırlığını ve hakkaniyet ilkelerini göz önüne alarak, takdir yetkisini kullanmasıyla belirlenir. Davacı, dava açarken, hakimin ne kadar manevi tazminata hükmedeceğini objektif olarak bilemez ve hesaplayamaz. Bu durum, alacağın 'miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği' halinin tipik bir örneğidir. Dolayısıyla, davacı asgari bir miktar belirterek manevi tazminat için belirsiz alacak davası açabilir ve yargılama sonunda hakimin belirleyeceği miktara göre talebini artırabilir. Kısmi dava ise, kural olarak miktarı belirli olan alacaklar için açılır (Yargıtay HGK, E. 2015/3136, K. 2018/347).